Moody’s bu kez Çin’i hedef aldı

ABD merkezli uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Çin’in kredi notunu 1989’dan sonra ilk kez düşürme kararı aldı. Kuşak ve Yol Projesi’ni tanıtmasının ardından Çin yönetimi, kararı ‘abartı bir tanımlama’ olarak reddetti. Moody’s, son yıllarda piyasalara ters düşen değerlendirmeleri ile kötü bir tablo çiziyor.

Moody’s bu kez Çin’i hedef aldı

Çin’in tüm dünyayı etkileyecek olan 21. yüzyılın kervansaraylarının inşa edileceği Kuşak ve Yol Projesi’ni tanıtmasının ardından ABD merkezli uluslararası derecelendirme kuruluşu Moody’s’ten dikkatleri çeken bir açıklama yapıldı. Moody’s’ten yapılan değerlendirme sonucu Çin’in yerli ve yabancı para cinsinden kredi notunun ‘Aa3’ten ‘A1’ seviyesine düşürüldüğü, görünümünün de negatiften durağana çekildiği bildirildi.

Moody’s, Çin’in kredi notunu 1989 yılından sonra ilk kez düşürme kararı aldı.

Çin’in özellikle son yıllarda kazandığı ekonomik ivmenin etkisiyle dünyanın ikinci büyük ekonomisi olarak çoğu kez finansal ve ekonomik gücünü kullanarak dünya sahnesinde dengeleri değiştirecek önemli hamleler yaptığı biliniyor.

İNFOGRAFİK: Çin’in Moody’s’le olan ekonomik denklemi yıllar içerisinde çeşitli durumlara sahne oldu. (İnfografik: Emir Ece)

Büyüme hedefinde rekor

Çin Başbakanı Li Kıçiang, 2017 için ülke ekonomisinin yıllık büyüme hedefinin yaklaşık yüzde 6,5 olduğunu açıkladı. Bu rakam Avrupa Birliği için geçtiğimiz yıl 1,9’da kalmıştı.

Çin’in 2016’da ithalat verileri de ekonomide büyük bir yet tutuyor. İstatistiklere göre Çin’in geçtiğimiz yıl yaptığı ithalat miktarı 25 bin 440 milyon dolar.

Kuşak ve Yol çığır açacak

Çin’in öncülüğünde başlatılan Kuşak ve Yol Projesi, Türkiye dahil 60’dan fazla ülkeyi doğrudan kapsıyor. Proje, Çin’den Avrupa’ya kadar milyarlarca liralık altyapı ağının oluşturulmasını öngörüyor. Yatırımlar, kara ve demir yollarının inşası ve ticaretin genişlemesi planlanıyor. Kuzey koridorda Rusya, ortada Türkiye’nin, güneyde ise İran kilit rol oynuyor. Dev bütçeli projenin tanıtılmasının hemen ardından Moody’s’in verdiği ‘olumsuz’ karar tepki çekti.

21. yüzyılın kervansarayları kuruluyor: Yeni İpek Yolu

[[ Kısaca İpek Yolu’nun tarihi ]]Milattan önce temelleri atılan İpek Yolu, Çin’i, Asya üzerinden Anadolu ve Avrupa’ya bağlayan tarihi kervan yolu olarak yüzyıllar boyunca hizmet verdi, uygarlıklara tanıklık etti. Dünyanın en uzun ticaret ve kültürel iletişim ağı olarak büyük bir rol üstlendi. ‘İpek Yolu’ adını almasının nedeni ise bu güzergah üzerinde yoğun bir ipek taşımacılığı yapılmasıdır. Orta Çağ’da Hindistan ve Uzak Doğu’nun baharat, ipekli dokuma ve kıymetli madenlerini Avrupa’ya ulaştırmada kullanıldı.’İpek Yolu’ tanımlaması ise yüzyıllar sonra, Alman coğrafyacı Ferdinand von Richthofen tarafından 1877 yılında ilk kez litaratüre dahil oldu. İpek Yolu, sadece ticaret yolu olarak da algılanmıyordu. Çünkü ipek vasıtasıyla Doğu kültürü Batı’ya tanıtılıyordu. Ayrıca 2000 yıl boyunca bölgede yaşayan kültürlerin, dinlerin, ırkların izlerini kilometrelerce uzaklıklara taşıdı, olağanüstü tarihsel ve kültürel etkileşimi miras bıraktı.[[ Kuşak ve Yol Projesi nasıl ortaya çıktı? ]]İpek Yolu’nun son yüzyıllarda etkisini yitirmesinin ardından küreselleşmeyle birlikte çok sayıda ülke yeni güzergahlar üzerine çalışmalarda bulundu. Bu kapsamda sonuca en çok yaklaşan ise İpek Yolu’nun da ev sahibi olan Çin oldu. Çin, 1978’de başladığı açılım reformları kapsamında ekonomik bir kalkınma sürecine girdi. Takip eden 80’li yıllar da Çin için ekonomik olgunlaşma dönemi oldu. Mao sonrası iç siyasi konsolidasyon sağlandı. Uluslararası siyasette ise neo-liberal döneme geçiş sürecinde izlenecek ılımlı politikalar belirlendi. 90’lı yıllar da bu politikaların uygulama dönemi olarak tamamlandı.Boğaziçi Üniversitesi Asya Çalışmaları Merkezi Asya-Pasifik Araştırmaları Uzmanı Kadir Temiz, Çin’i Kuşak ve Yol’a taşıyan süreci şöyle açıklıyor:”2000’li yıllar Çin’in dünya üretim merkezi haline geldiği yıllardır. Özellikle 2008’deki küresel ekonomik krize kadar Çin çift haneli büyüme rakamlarını sürdürdü. 2008 sonrası eski hızına dönse de 2011 yılından itibaren ciddi iniş çıkışlar yaşanmaya başladı. Çin artık yeni bir kalkınma modeli uygulamaya karar verdi. Bir Kuşak Bir Yol (BKBY) tam da Çin’in büyüme hızının yavaşladığı ve iç tüketimin canlandırılması gibi tartışmaların ortaya çıktığı bir dönemde Çin devlet başkanı Xi Jinping tarafından duyuruldu.”Çin, bu proje için 2014’te 10 milyar dolar kaynağı olan Yeni İpek Yolu Fonu’nu oluşturdu. Ayrıca projeye destek sağlaması için de Kasım 2014’te Asya Altyapı Yatırım Bankası’nın (AIIB) faaliyetleri için adım attı.Yeni İpek Yolu Projesi’ni Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, ilk kez 7 Eylül 2013 tarihinde Kazakistan Nazarbayev Üniversitesi’nde yaptığı bir konuşmada kullandı: Avrasya bölgesindeki bütün ülkeler arasındaki ekonomik bağlantıları daha da yoğunlaştırmak, karşılıklı işbirliğini daha da derinleştirmek ve gelişme için daha geniş bir ufuk açmak için yaratıcı bir ruhla işbirliği modelini geliştirerek ‘İpek Yolu Ekonomik Kuşağını’ ortaklaşa oluşturabiliriz. Bu güzergahta yer alan bütün ülkelerin mutluluğuna hizmet edecek muhteşem bir dava olacaktır.[[ Yeni İpek Yolu’nun özellikleri ]]Kuşak ve Yol, tarihi ‘İpek Yolu Ekonomik Kuşağı’ ve modern ‘Deniz İpek Yolu’ terimlerinin kısaltmasından oluşuyor. Projeyle Avrupa ve Asya’daki 60 ülkenin birbirine bağlanması hedefleniyor. Projeye dahil edilmek istenen ülkeler dünya nüfusunun yüzde 70’ini oluşturuyor. Toplamda 20 trilyon dolarlık ekonomileri birbirine bağlıyor. Maliyeti ise ilk hesaplamalara göre 1.4 trilyon doları aşabilir.Güzergahta bulunan ülkelerin küresel ekonomiyle entegrasyonu sağlanacak ve ülke içi refahın artırabileceği bir vizyon sunulacak. Doğu’dan Batı’ya uzanan projeye yönelik başlatılan çalışmalar hem güzergah üzerindeki ülkelere sermaye akışı sağlayacak hem de bu ülkelerde istihdamın artırılmasına aktif rol oynayacak.İnovasyona dayalı kalkınmayı hızlandırarak yatırım ve ticaret kolaylığını artıracak. Altyapıların inşa edilmeisyle birlitke yeni enerji anlaşmalarının önü açılacak. Ayrıca AB’nin özellikle Rusya-Ukrayna krizi sonrası gündeminde tuttuğu ve enerji arz güvenliği sorununa çözüm olarak gördüğü Ortadoğu ve Orta Asya pazarlarından enerji transferi gerçekleştirmesinde de önemli rol oynayacağı öngörülüyor.Kapsayıcı ve sürdürülebilir bir kalkınmanın küresel ölçekte yaygınlaşmasında 21. yüzyılın en önemli kalkınma projesi olan ‘Bir Kuşak Bir Yol’ kilit bir öneme sahip.Projesinin sağladığı lojistik hat ile Çin ile Fransa arasında aktarmasız demiryolu taşımacılığı yapmak mümkün olacak. Deniz yolu ile yaklaşık 40 gün süren taşımacılık bu yeni demiryolu hattı sayesinde son derece kısalıyor. Çin’in Hubei eyaletinin başkenti Wuhan’dan yola çıkan bir tren, Fransa’nın Lyon şehrine sadece 16 günde ulaşabilecek.[[ Çin’deki ilk toplantı ]]Çin’in Kuşak ve Yol projesi kapsamında ilk buluşma, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu 29 liderin katılımıyla 14-15 Mayıs’ta düzenlenen Kuşak ve Yol Uluslararası İşbirliği Forumu’nda gerçekleştirildi. Başkent Pekin’de iki gün süren forum, 130 ülke ve 70 uluslararası kuruluştan temsilcileri bir araya getirdi. Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Şi Cinping’in ev sahipliğinde 29 ülkenin devlet başkanı veya başbakan düzeyinde katıldığı forumda bin 500 delege de hazır bulundu.Tarihi İpek Yolu’nun modern kara, demir, deniz ve havayollarıyla canlandırılmasını konu alan Kuşak ve Yol Forumu’nda ana gündem ekonomi, ticaret ve ulaştırma projeleri oldu. Yapılan toplantılar çerçevesinde ticaret, ekonomi, eğitim ve insani yardım alanında çok sayıda anlaşma imzalandı. Forumun ardından 270 maddelik sonuç bildirgesi imzalandı, liderlerden olumlu sinyal verildi.Forumun ikincisi 2019’da düzenlenecek.Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuşak ve yol güzergahındaki ülkelerin altyapı planlarının ve teknik standartlarının yükseltilmesinin, kıtalararası ölçekte özellikle kara, deniz ve hava yolu koridorlarının geliştirilmesine katkı sağlayacağını belirtti.Projenin başarısının, güzergah ülkelerinin ticareti kolaylaştırmalarına, gümrük alanında işbirliğine gitmelerine, tarife dışı engelleri kaldırmalarına ve yatırımları teşvik etmelerine bağlı olduğuna işaret eden Erdoğan, İpek Yolu fonu yanında güzergah ülkelerinin milli fonlarının devreye alınmasının, projenin finansal entegrasyonunu derinleştireceğini açıkladı.”Çok kutuplu bir küreselleşme dönemi”Boğaziçi Üniversitesi Asya Çalışmaları Merkezi Asya-Pasifik Araştırmaları Uzmanı Kadir Temiz, zirvenin yansımalarını şöyle değerlendiriyor:”Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışta konuşma yapan üç liderden biriydi. Erdoğan, Xi Jinping ve Putin’den sonra oldukça olumlu ve kapsayıcı mesajlar iletti. Bu hem Çin’in hem de Türkiye’nin projeye verdiği önemi göstermesi bakımından manidardır. Ayrıca Çin medyası da 29 liderin katılmasını projenin bu aşamasında çok büyük bir destek olarak okudu. Muhtemelen ileriki yıllarda bu sayı artacaktır. Böylece bir önceki küreselleşme döneminde şahit olduğumuz tek kutuplu ve tek bir medeniyetin belirleyici olduğu bir kürselleşme değil çok kutuplu ve daha kapsayıcı bir küreselleşme dönemi ortaya çıkabilir.”[[ Türkiye-Rusya-İran koridoru ]]Dünya yüz ölçümünün yüzde 26’sını oluşturan Kuşak ve Yol, üç farklı koridor olarak tasarlanmış durumda. Türkiye orta koridoru temsil ediyor. Kuzey’de Rusya ve Güney’de ise İran yer alıyor. Yenisafak.com, Enerji Ekonomisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, Rusya Bilimler Akademisi Enerji Enstitüsü Araştırma Bölüm Başkanı Tatiana Mitrova ve Hazar Enerji Ağı Kıdemli Danışmanı Mahmood Khaghani ile üç koridoru masaya yatırdı.Kumbaroğlu: Türkiye köprü ülke olmaktan öte”Yeni İpek Yolu projesi yeniden şekillenen ekonominin bir parçası. Güzergah için de önemli çalışmalar oldu. Türkiye, bu denklemde proaktif rol üstelenecek ve önemli fırsatlar çıkacaktır. Bu noktada Türkiye’nin jeostratejik rolü kilit rol oynayacaktır. Asya’dan Avrupa’ya geçişte ve Avrasya’da Türkiye merkezi bir anlam taşıyor. Türkiye, köprü ülke olmaktan öte en ekonomik geçiş noktası olması nedeniyle çok önemli. İhtiyacı artan bir Avrupa için en ekonomik rota Türkiye. Hazar’dan, Irak’tan Doğu Akdeniz’den ve İran’dan gelecek gaz gibi enerji yolları için de en iyi seçenek Türkiye. Bizim coğrafi konumumuz bunu dünyaya dikte ediyor.Mitrova: Küresel entegrasyon sağlayacakÇin’in temellerini attığı bu proje, temelde Rusya ve Çin’in ekonomik ve politik bağlarını güçlendirmeyi ve daha geniş bir alana yaymayı hedefliyor. Aynı zamanda, ekonomide büyümeye odaklanmış Çin’in girişimleri Rusya’nın bölgedeki pozisyonunu olumsuz değil olumlu yönde etkileyecektir. Temel olarak, enerji projelerini de kapsayan bu girişimde Rusya’yı özel olarak ilgilendiren önemli vurgular bulunuyor. Çin’den Avrupa’ya uzanan bu kuzey koridorunda Rusya, ekonomik amaçlar ışığında entegrasyon sağlayacaktır.Khaghani: Enerji sadece alınıp satılmıyorÇin’in İran’ı da kapsayan bu projesiyle birlikte enerjiye yeni bir tanım getiriliyor. Bu yol, Rusya, Türkiye ve İran’ı Avrupa’ya bağlayabilecek. İran, Türkmenistan ve Azerbeycan ile de işbirliklerine gidiyor. Türkiye’yle de önemli bağlantılarımız olacak. Bu yolla Asya’dan Avrupa’ya hem Doğu hem de Batı’dan ulaşılabilecek. Projeyle enerjiye yeni bir anlayış da getiriliyor. Enerjinin alınıp satılan bir şey olmadığı ve yüksem verimde bir servis süreci olduğu görülüyor. Türkiye-İran’ın bu noktada karşılıklı ilişkisi artacaktır.[[ Pekin Büyükelçisi’nden mesaj ]]Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi Ali Murat Ersoy, Yenisafak.com için Çin’in Kuşak ve Yol Projesi’ne ilişkin Türkiye’nin hamlelerini değerlendirdi. Ersoy, “Türkiye, benzersiz konumu ve etki alanıyla, Asya’nın kalkınma çabalarının ilerletilmesine, Avrasya kara ticaret hatlarının yeniden canlandırılmasına ve Doğu ile Batı’yı buluşturan kara, deniz, hava bağlantılarının çeşitlendirilmesine katkı sağlayacak” ifadelerini kullandı.Pekin Büyükelçiliği’nden yapılan açıklama şöyle:”Pekin’de düzenlenen Uluslararası İşbirliği İçin Kuşak ve Yol Forumu’na Türkiye dahil 29 ülkenin Devlet ve Hükümet Başkanları, toplam 130 ülke ve 70 uluslararası kuruluşu temsilen 200’ü aşkın Bakan ve bin 500 delege iştirak etti. Bu katılımla, dünya nüfusunun 2/3’ü ve dünya GSMH’sının %90’ı temsil edildi.’Kuşak ve Yol: Ortak Refah için İşbirliği’ temasıyla düzenlenen Forum’da altyapı, ulaştırma, bağlantısallık, ekonomik işbirliği ve ticaret, sanayi yatırımı, enerji, yenilenebilir enerji ve enerji kaynakları, finansal destek, halktan halka temaslar, çevrenin korunması ve denizcilik alanlarında işbirliği konuları ele alındı.Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde kalabalık bir heyetle Türkiye’nin katılımı, gerek yüzyılın en iddialı altyapı projelerinden biri olan ‘Kuşak ve Yol’ içindeki önemimizi ortaya koyması, gerek ‘Orta Koridor’ ve ‘Kervansaray’ girişimlerimizin anılan projeyle bağlantılarının konuşmalarda ve belgelerde vurgulanması, gerekse Türk dış politikasının çok yönlülüğünü ve küresel ilgi alanını göstermesi bakımından büyük önem taşıyor. Kuşak ve Yol, Türkiye’nin merkez ülke özelliğinin, pozitif erişim gücünün ve küresel kalkınma çabalarına destek bakımından oynayabileceği zenginleştirici rolün Pasifik kıyılarına kadar uzanan coğrafyada daha çok hissedilmesi sonucunu verecektir.”[[ Gerçek Hayat: Doğu’yu âbad edecek kuşak ]]Gerçek Hayat’ın 21 Mayıs tarihli 865’inci sayısında Emeti Saruhan, projenin nedenlerini, nasıllarını ve neler getireceğini Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’ndenRusya ve Avrasya Uzmanı Prof. Dr. Salih Yılmaz’la masaya yatırdı. Söz konusu röportajdan öne çıkan başlıklar şöyle:”Eski İpek Yolu bin yıldan fazla işlevselliğini sürdürdü. Fakat küresel yapıda bağımsız devletlerin kurulmasıyla ve başta kara yolları olmak üzere sınır problemlerinin de dâhil olmasıyla önemini kaybetti. Modern İpek Yolu dediğimiz kuşak ise 2013 yılından itibaren gündeme geldi. Bunun gündeme gelmesinde Kazakistan ve Çin başı çekti. Çin Komünist Partisi’nin 2070’li yıllara kadar uzanan gelişme vizyonunda ekonomi kuşağı olarak da adlandırdıkları böyle yol var. Bir huzur, mutluluk ve refah yolu olarak adlandırıyorlar.”Bölgedeki savaşlara çözüm olabilir”Demiryolları, karayolları, denizyollarıyla ekonomik anlamda birbirileriyle bağlantılı olan ülkeler tabi ki birbirleri ile daha önceden var olan anlaşmazlıkları, sınır problemleri, birbirleri ile olan rekabetleri belli oranda azaltacak demektir. Bu aslında bölgeye belli oranda huzur da getirecek diyebiliriz. Bölgedeki savaşların ya da kriz bölgelerinin bir çözüme ulaştırılacağı anlamına gelebilir. Tabi ekonomik anlamda bölgedeki ülkeler geliştikçe, demokratik anlamda, insan hakları anlamında ve yaşam düzeyinin gelişmesi anlamında büyük oranda gelişme olacak. Çünkü Batı’yla Doğu arasında sadece ekonomik anlamda değil, demokratik anlamda ve insan hakları başta olmak üzere insanların gelişmişlik düzeyi ve yaşam standartı anlamında da bir açık var. Bu açığın büyük oranda kapanacağını söyleyebiliriz. En azından bu ülkeler Batı’ya bağımlılıktan kurtulacaklar. Dünya üzerindeki tüm ekonomik ağı G7 ülkeleri yönetiyor ve G7 ülkeleri aslında çalışmadan ya da çok fazla gayret göstermeden finans ağı üzerinden gelir elde ediyorlar. Ama Doğu’daki bu gelişmeyle birlikte ülkelerin başta ekonomik alan olmak üzere birbirleriyle diğer alandaki işbirlikleriyle birlikte G7 ülkelerine olan bağımlılıkları azalacak. Bu önemli. “Röportaja dair detaylar için tıklayınız.

Maliye Bakanlığı’ndan sert tepki

Çin Maliye Bakanlığının sitesinden yapılan açıklamada, Moody’s’in, Çin’in yerli ve yabancı para cinsinden kredi notunu ‘Aa3’ten ‘A1’ seviyesine düşürmesi ve görünümünü de negatiften durağana çekmesine, “Ülke ekonomisinin karşılaştığı zorluklar fazla büyütülüyor. Arz yönlü reform çabaları hafife alınıyor” ifadeleriyle tepki gösterildi.

Hisselerde kısmi düşüşÇin hisse senetleri, Moody’s’in finansal güç için görünümün kötüleşeceğini işaret ederek Çin’in kredi notunu düşürmesinin ardından değer kaybetti.

Moody’s güven vermiyor

ABD merkezli kuruluş, Türkiye’de yükseliş ivmesine rağmen 15 Temmuz ve 16 Nisan’ın ardından ‘karmaşık’ kararlara imza atmıştı. Türkiye için önce negatif, hemen ardından pozitif, daha sonra yeniden negatif puanlama yapan Moody’s’in piyasalar üzerinde etkisi olmadığı da net bir şekilde tespit edildi. Negatif puanlama süreci boyunca Türk ekonomisindeki yükseliş devam etti.

Türk ekonomisini ‘manipülatif’ derecelendirme kuruluşları!

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz gecesi İstanbul ve Ankara’da başlatmış olduğu darbe girişimi kısa süre içinde halkın ve polisin desteğiyle başarıyla püskürtülmüştü. 16 Temmuz sabahından itibarense hükümetin kararlılığı ve 15 Temmuz öncesi yaptığı yatırımlar, Türk ekonomisinde herhangi bir düşüş eğilimini önledi. Geçen günler boyunca sürdürülen pozitif tabloya rağmen uluslararası derecelendirme kuruluşları Türkiye’yi hedef alan kararlar almaktan kaçınmadı. Darbecilerini Türk ekonomisine de yapmak istediği darbeye katkıda bulunan Standard & Poor’s ve Moody’s gibi kuruluşlar manipülatif kararlar ile uluslararası yatırımcıları Türkiye’den geri tutmak istedi ve Türk ekonomisini çökertmeye kalkıştı.İlk hamle 20 Temmuz’daİlk olarak ‘Türkiye’nin üye dahi olmadığı’ kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s, FETÖ’cü darbe girişiminin ardından skandal bir karar aldı. Adeta darbe girişimine hizmet eden kurum, Türkiye’de denetim mekanizmalarının zayıfladığı yönünde açıklama yaparak, Türkiye’nin kredi notunu BB+’dan BB’ye indirdi.S&P’den FETÖ’ye hizmetTürkiye ile senin ne alakan var? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MGK ve Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, darbe girişmini fırsata çevirmeye çalışan Uluslararası kredi ve derecelendirme kuruluşu S&P’ye tepki gösterdi.”S&P, Türkiye’nin kredi notunu BB+’dan BB’ye, görünümünü de durağandan negatife indirmiş. Türkiye ile senin ne alakan var? Türkiye senin şu anda zaten üyen falan değil. Daha önce de bunları yaptın. ‘Bizim seninle alakamız yok’ dedik ve kestik ilişkiyi. Şu anda siyasi bir karar açıklıyor kendine göre. Yani ‘Ben bunu açıklarsam, acaba Türkiye’de yatırımlar durur mu?’ S&P boşuna uğraşma, bizimle hele hiç uğraşma. Aynı şeyleri bundan önce de yaptınız tutmadı ve bugün de tutmaz. Kararlı bir şekilde yatırımlara nasıl devam edeceğimizi göreceksin. Bak, Osman Gazi Köprüsü’nü açtık. Şimdi 26 Ağustos’ta Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü de açacağız. 20 Aralık’ta inşallah Avrasya Tüneli’ni… Boğazın altından onu da açacağız. Sizin gücünüz, bizim bu yatırımların ne açılmasına ne de yapılmasına yetmez. Biz buna devam edeceğiz.”Fitch notu düşürdüUluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, 23 Temmuz’da Türkiye’nin uzun vadeli yerel para cinsinden IDR notunu BBB’den BBB-‘ye düşürdü. Görünüm “Durağan”da tutuldu. Kurum, not değerlendirme kriterlerinde değişikliğe gittiğini açıkladı. Fitch Rating’s tarafından yapılan açıklamada, ülkelerin, uzun ve kısa dönem yabancı para birimi cinsinden kredi notları ile yerel para birimi cinsinden kredi notları arasındaki ilişkinin incelendiği, bazı kriterlerde değişiklik yapıldığı belirtildi.Fitch’e sert tepkiBu kez Moody’s kalkıştıDarbe girişiminin ardından Türkiye, ekonomide kazandığı ivmeyi sürdürmeye devam etti. Bunun üzerine bu kez uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s kozu sahaya sürüldü. Moody’s, sadece iki gün arayla Türkiye’ye yönelik olarak iki zıt karara imza attı. İlk olarak 15 Temmuz darbe girişimi ile yaşadığı ekonomik olumsuzlukları atlattığını bildirdi. Türkiye’yi ‘Yatırım yapılabilir ülke’ olarak notlayan Moody’s’in Küresel Ülke Riskleri Birimi Kıdemli Müdürü Alastair Wilson, “Başarısız darbe girişiminin ekonomide yarattığı şok etkisi büyük ölçüde bertaraf edildi” dedi.İki gün sonra ‘U’ dönüşüMoody’s’den yapılan yazılı açıklamada, Türkiye’nin uzun vadeli kredi notunun, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişiminin ardından 18 Temmuz’da başlatılan negatif izleme sonucu “Baa3″ten “Ba1″e revize edildiği bildirildi. Açıklamada, not indirim kararına dış finansman yükümlülüklerine yönelik risklerin artması ile kurumsal güçler ve büyümenin zayıflaması öne sürüldü.Moody’s Türkiye’nin notunu düşürdü”İşler tıkır tıkır yürüyor”Başbakan Binali Yıldırım: “İşler tıkır tıkır yürüyor. Ekonomimiz sağlam temeller üzerine kurulu. Bu kuruluş 2 gün önce “Türkiye ekonomisi 15 Temmuz’un şokundan çıktı” demişti. 2 günde ne değişti? Anlamadık. Sormak gerekiyor.”Mehmet Şimşek mesaj verdiBaşbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek: “Rating kuruluşlarına vereceğimiz en iyi cevap yapısal reformları daha da hızlandırmak/mali disiplini korumaktır. Durmak yok reformlara devam. Türkiye’nin temelleri sağlam. Birçok iç & dış şoka rağmen ekonomimiz küresel kriz sonrası dönemde %5.2 büyümüştür, şoklara karşı dirençlidir.”Rating kuruluşlarına vereceğimiz en iyi cevap yapısal reformları daha da hızlandırmak/mali disiplini korumaktır. Durmak yok reformlara devam— Mehmet Simsek (@memetsimsek) 24 Eylül 2016 Canikli’den Moody’s’e soruBaşbakan Yardımcısı Nurettin Canikli: “Bireysel kredilerdeki genişlemeyi sağlayacak alınan etkili tedbirleri moody’s görmemiş ya da görmek istememiştir. Moody’s bütün bu reform niteliğindeki düzenlemelere gözlerini kapattı. risklerin ortadan kalkmaya başladığı, Eylül ayından itibaren turizmdeki kayıpların telafi edilmeye .faizlerin düşmeye başladığı bir dönemde not indirimi RASYONEL ve EKONOMİK değildir. Objektif ve bilimsel bir altyapısı bulunmamaktadır. O zaman sorulması gereken soru şu: Moody’s in not indirimi ekonomik, rasyonel ve objektif bir gerekçeye dayanmıyorsa gerçek sebebi nedir? Ancak bildiğimiz birşey var: Moody’s in not indirimi Türkiye ekonomisine hiç bir zarar vermez.”24-O zaman sorulması gereken soru şu: Moody's in not indirimi ekonomik, rasyonel ve objektif bir gerekçeye dayanmıyorsa gerçek sebebi nedir?— Nurettin Canikli (@canikliofficial) 24 Eylül 2016 Bakan Zeybekci oranları paylaştıEkonomi Bakanı Nihat Zeybekci: “Moodys’in almış olduğu not indirme kararı Türkiye ekonomisinin temel makro dinamikleri ile hiçbir şekilde örtüşmemektedir. Dünya ekonomisinin yavaşladığı bir ortamda, yılın ilk yarısında Türk ekonomisi 2016 yılının yarısında %3,9 büyümüştür. Aynı dönemde Türk ekonomisi hem cari açığını düşürmüş hem de birçok dünya ekonomisi bütçe açığı verirken bütçe fazlası vermiştir. Moodys’in iddiasının aksine özel sektörümüz ve kamu kesiminin dış finansman koşullarında herhangi bozulma yaşanmamaktadır. Siyasi istikrarı koruyacak ve piyasa dostu uygulamalarımızdan tavz vermeden iş yapma ortamını iyileştirecek reformlarımıza devam edeceğiz.”1)Moodys’in almış olduğu not indirme kararı Türkiye ekonomisinin temel makro dinamikleri ile hiçbir şekilde örtüşmemektedir.— Nihat Zeybekci (@ZeybekciNihat) 24 Eylül 2016 Cumhurbaşkanı Erdoğan dün işaret etmiştiNew York’ta Bloomberg televizyon kanalına Türkiye ekonomisi hakkında dün değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Faiz oranlarını ne kadar yüksek tutarsanız yatırımı o denli ortadan kaldırırsınız. Yatırımın olmadığı bir ülkede kalkınmayı konuşamayız. Bizim bu kadar zorlamamıza rağmen şu anda yatırımlarda hâlen istediğimiz bir istikrar veyahut hız yok. Hâlbuki faiz düşük olmuş olsa ben inanıyorum ki yatırımcı hemen bu konuda kredisini çekecek ve yatırımını yapacaktır” demişti.Cumhurbaşkanı Erdoğan Bloomberg’e konuştu

Dünya krizini göremeyen Moody’sABD’li yatırım bankası Lehman Brothers’ın 2008 yılında iflasını açıklamasıyla başlayan ve tüm dünyayı etkileyen küresel ekonomik krizin üzerinden 8 yıl geçmesine karşın Avrupa ülkelerindeki yüksek genç işsizlik de (25 yaş altı) hala çözüm bekleyen en önemli sorunların başında geliyor.Dünya, 1929 büyük buhranından sonra tarihin en ağır ekonomik krizine uyandı. Moody’s tarafından ‘A2’ not verilen Lehman Brothers’ın tam 5 gün sonra iflas ettiği tespit edildi. Deutsche Bank’ın iflası Lehman’s sendromunu ikinci kez yaşatabilir

Geride bıraktığımız son yıllarda Almanya’nın ekonomik anlamda önce ‘yavaşlama’ sonrasında da ‘durma’ sürecine girmiş olduğu görüldü. 2010’dan beri ülke ekonomisini etkisi altına alan uluslararası politikalar ve bankacılık sektöründeki yaptırımlar, Almanya’daki ekonomik denklemleri karıştırdı.2015 yılında Almanya’da yapılan araştırmalara göre, ülkedeki yoksulluk oranının arttığı bildirildi. Refah dağılımının giderek azaldığı ülkede, halkın yüzde 15’inin yoksul olduğu tespit edildi.Almanya’da ortalama gelirin yüzde 60’ından azını kazananlar, yoksulluk tehlikesi kategorisinde değerlendiriliyor. ‘STOXX Europe 50’ faktörüDüşüş sürecinin ardından geçtiğimiz ay açıklanan bir kararsa Alman bankalarının bugün yaşadığı sıkıntıya ivme kazandırdı. Avrupa’nın en önemli bankalarından Alman Deutsche Bank’ın hisseleri, Avrupa’daki 50 en değerli hisseden oluşan ‘STOXX Europe 50’ endeksinden çıkarılmasına karar verildi. Karar sonrasında ciddi kayıplar yaşanmaya devam etti.Öte yandan, Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılma (Brexit) kararı sonrasında ortaya çıkan birliğin dağılma riski, terör olayları ve mülteci krizi Avrupa’nın gündemini meşgul ederken, söz konusu etkenler yatırımcı güveninde de olumsuz etkiler yaptı.Tarihi çöküşFrankfurt borsasında işlem gören Deutsche Bank hisseleri, hafta başında yaklaşık yüzde 6 değer kaybederek tarihi düşük seviyesi olan 10,63 avrodan işlem gördü. Daha sonra bir miktar toparlanan banka hisseleri, saat 11.54 itibarıyla 10,71 avro seviyelerinden alıcı buluyor. Deutsche Bank hisselerinin tarihi düşük seviyeye inmesi, Avrupa banka hisselerini de olumsuz etkiledi. Rekor düşüşün ardından Bloomberg Avrupa Bankaları ve Finansal Servisleri Endeksi yüzde 1,5 değer kaybetti.10 yıllık teknoloji şirketi Twitter, 146 yıllık bankacılık devini geride bıraktı. Deutsche Bank’ın piyasa değeri 15.8 milyar dolara kadar indi ve 16.4 milyar dolarlık Twitter’ın gerisinde kaldı. ‘Commerzbank gemisi de su alıyor’Almanya’nın ikinci büyük bankası olan Commerzbank de su alan Alman gemisine dün katıldı. 2020 yılına kadar personel sayısında 9 bin 600 kişilik indirim yapılacağını duyurdu. Böylece toplam 50 bin kişinin çalıştığı bankada her beş yerden biri boş kalacak. Finans krizinde ağır yara aldığı için devlet iştirakiyle iflastan kurtarılan ve Dresdner Bank’ı devralan Commerzbank’ın mali ve stratejik hedefleri arasında büyüme vaat eden branşlarda istihdam edilmek üzere 2 bin 300 uzman eleman alınması da bulunuyor. Alman bankasının yeniden yapılandırılmasında bankacılık yasasının sertleştirilmesi de rol oynuyor. 2016 yılının ilk yarısında Commerzbank’ın kârı yüzde 40 oranında azalarak 372 milyon euroya düşmüştü.Akıllara gelen Lehman BrothersDeutsche Bank’ın içinde bulunduğu durum, dünya ekonomi otoritelerinin akıllarına Lehman Brothers’ı getirdi. 2008 krizinin en vurucu olayı olan Lehman Brothers’ın iflası ile dünya ekonomisi tepetaklak olmuştu. Küresel çapta aktif olan Deutsche Bank’ın düşüşü ve olası bir iflas ise çarpan etkisi büyük olacak bir krizi tetikleyebilir…ABD’li yatırım bankası Lehman Brothers’ın 2008 yılında iflasını açıklamasıyla başlayan ve tüm dünyayı etkileyen küresel ekonomik krizin üzerinden 8 yıl geçmesine karşın Avrupa ülkelerindeki yüksek genç işsizlik de (25 yaş altı) hala çözüm bekleyen en önemli sorunların başında geliyor.Dünya, 1929 büyük buhranından sonra tarihin en ağır ekonomik krizine uyandı. Moody’s tarafından ‘A2’ not verilen Lehman Brothers’ın tam 5 gün sonra iflas ettiği öğrenildi. Almanya’nın en büyük bankalarından Deutsche Bank’ın hisselerindeki kayıplar sürerken, banka hisseleri tarihi düşüşü yaşıyor. Buna rağmen bankanın kredi notu bu yıl yapılan iki indirime rağmen hala Türkiye’nin kredi notunun 3 basamak üzerinde ve ‘yatırım yapılabilir’ kategoride.Alman haftalık dergi Die Zeit, Almanya hükümetinin ve finansal yetkililerin Deutsche Bank’ın dava maliyetlerini tek başına karşılayamaması durumunda bankayı kurtarmak için bir plan hazırladığını belirtti.John Murphy: Tüm ekonomik çabalar, yıkımı önlemeye değil, tam tersi hızlandırmaya yönelik görünüyor.


KAYNAK : Yenişafak

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ